Kategoriler
Yazilarim

Murat Pilevneli Womenist Röportaj

Murat Pilevneli: “Yeşil alan yaratıcısı” – Womenist

Radikal bir kararla tekstil sektöründen peyzaj tasarımcılığına geçmiş olan Murat Pilevneli’nin hayatında gerçekleşmiş olan bu aşamaları kendisinden dinledik. Murat Pilevneli sanatçı bir ailenin içinde büyümüş sonunda da yine sanat olarak adlandırılabilecek doğa ile tasarımı birleştiren peyzaj mimarisini kendine meslek olarak seçmiş. Bahar ayında çiçeklerin açtığı şu günlerlerde biz de Murat’la çiçek kokan renkli bir söyleşi yaptık.

Murat Pilevneli

Womenist: Sanatçı bir aileden geliyorsunuz? Bize biraz aileniz ve sanattan bahseder misiniz?

Murat Pilevneli: Ailemde ressam, seramik sanatçısı, sualtı fotoğrafçısı, pastacı, tekstilci ve otelciler var.  Bir zamanlar babamın (Mustafa Pilevneli) yanında kadrolu öğrencisi gibi dolaşırken bugünün birikimini depolamışım meğer. Çok ilginç insanlarla vakit geçirdim, ilginç konularla karşılaştım. Bedri Rahmi – Mualla Eyüboğlu, Orhan Peker, Haldun Taner, Ferit Edgü, İlhan Berk, Burhan Uygur, Ergin İnan, Abdurahman Hancı, Vitali Hakko, Ara Güler… Etrafımda arkadaşlarımdan çok gördüğüm insanlar onlar oldu. Konu genelde sanat, renk, estetik, mimari, olunca eğitimim erken başlamış oldu!

Womenist: Türkiye’de peyzaj mimarisi yüzyıllardan beri yapılan ancak yeni bir meslek dalı olarak konumlandırılan bir meslek. Nasıl bu mesleğe yöneldiniz?

Murat Pilevneli: Üniversiteden sonra ailemin tekstil triko işinde dayıma yardımcı oldum. Fakat örülen ipliklerden çıkan tozlar astımımı azdırdı, doktorum işi bırak ya da odana hastane tipi hava temizleme aleti al dedi. Tam o sırada iç mekân bitkilerinin hava temizlemedeki özelliklerini anlatan İngilizce bir yazı okumuştum. Listedeki bitkileri aldım, bilmiyorum, oldu olmadı, kaynak kitap aradım, burada bulamadım, o sıralar Amerika için mal üretiyorduk,  New York’ta pratik bilgiler anlatan eğlenceli kitaplar buldum. Okudukça hoşuma gitti, uygulama sonuçlarım mükemmel oldu, odam  seraya dönüştü, yetmedi fabrikaya yayıldı, sonra da bina dışına… Ben bu dönem sadece bitki konuşur olmuştum. Arkadaşım Nora Romi benden Milliyet Cumartesi ekinde bahar bitkileri, bakımlarıyla ilgili bir yazı yazmamı istedi, beğendiler, okurlarda beğenmiş devamı geldi, 3,5 sene yazdım. Yazdıkça öğrendim, daha çok konuşur oldum, Tekstil işine neredeyse boş verdim. 30 yaş dönemimde işi bırakıp daha çok yazıp (çoğu dekorasyon dergilerinde / 5 sene), kurslar almaya başladım. Öncelikle arkadaşlarımın bahçeleri, mimarlara peyzaj danışmanlığı derken 12 senedir bu işteyim… Tekstil işimi hala özlemedim!

Murat Pilevneli 2

Womenist: Mor salkım en sevdiğiniz çiçek diye biliyorum. Neden? Bir çalışmanızda olmazsa olmaz imzanız tarzı bir bitkiniz var mı?

Murat Pilevneli: Mekâna göre bitki kullanırım. Çok tür kullanıp doğal gözükmesine, uyuma bakarım, benim imzam bu olabilir. Yaptığım bahçeler bittiğinde mekân sahipleri rahat etsin isterim. Mor salkım, manolya, mimoza, yabani gül, pittosporum kokularını çok sevdiğim bitkilerden. En çok İstanbul’da bahçe yaptığım için özellikle  manolya (yapraklı, yapraksız), süs elması ve erguvan kullanıyorum.

Murat Pilevneli 3

Womenist: Hayaliniz nasıl bir bahçe yapmak? Bugün çok limitsiz bir bütçe ile bir bahçe tasarlasanız nasıl bir tasarım yapardınız?

Murat Pilevneli: Şehir içinde özel bir park yapmak istiyorum, büyük küçük fark etmez hatta iki apartman arasında bile olabilir, ama bol ağaçlı gölgeli, aydınlatması iyi çözülmüş, su sesli, düzgün oturma alanlı ve kafesi olan bir park her şehre yakışabilir. Tek bir şartım var, benden sonra bozulmasın, uzman ekiplerce yönetilsin.

Kategoriler
Yazilarim

Yalancı bahar geldi

Bir haftadır mimoza, japon ayvaları açmaya başladı (linklerden bakımlarla ilgili daha detaylı bilgi alabilirsiniz).

Mimozalar açtı

Japon ayvası

İki bitki için zamanlamada bir sorun yok, korkum otoyollarda tek tük beyaz çiçeklerini açan, bugün gördüğüm ilkbahar bitkilerin erken açmasında. Kelebek kılıklı manolyalar açacak diye de ödüm patlıyor, ilkbahar manolyaları sabırsızdır, ilk sıcak günlerde çiçeklerini patlatır, soğuğu yedikçede çiçekleri yanar.

Daha kış bitmedi, Mart’ın ikinci bölümü genelde soğuk, belkide karlı geçer. Bahçe işlerinde acele edip derin budama yapacaksanız, çim ekecekseniz dikkat, Nisan ayını bekleseniz doğru olabilir.

Çıplak köklü gül

Çıplak köklü satılan meyve fidanları ya da güllerin dikimini bu günlerde bitirin, sonra tutmaları zor olabilir. Çıplak köklü bitkileri dikimden önce bir gece ya da en az 2 saat suda bekletip sonra dikim yaparsanız bitkinize hız verdirip, daha sağlıklı tutmasını sağlayabilirsiniz.

Hazır açtırılmış lale

Bugün bana sürpriz oldu,Tansaş’ta saksılı hazır açtırılmış lalelerin satıldığını gördüm, çok hoşuma gitti.

Koyu renk küçük açan Laleleri çok severim, bir aydır mahallemizin çiçekçisi Emine Abla’dan demetle lale alıyorum. Sattığı yerli üretim çiçekler çok güzel ve dayanıklı. İthal kesme çiçeklerde getirilen zorluklardan sonra bu yerli örnekleri gördükçe moralim düzeldi.

Emine Abla

Emine Abla İstanbul Cemiltopuzlu Caddesi üzerinde Diyar Burma Baklavacısının önünde yağmurlu ya da çok sıcak günler dışında çiçek satıyor. Onunla tanışırsanız benden selam söyleyin, sattıkları uygun fiyatlıdır, çok pazarlık etmeyin, kızar!

Murat Pilevneli

Kategoriler
Yazilarim

Renkli Kış Çiçekleri

Renkli kış çiçekleri… İlkbahar-yaz renk ve şekil bakımından doğanın en zengin olduğu dönemdir. Ama bence kışın ve sonbaharın dinlendirici etkisi var. Kış mevsiminin, yaprakları dökülmüş dal-dal çıplak ağaçlarını, kurumuş kalmış yapraklarını biraz eğlenceli hale getirebilirsiniz. Nasıl mı? Tabii ki fidanlıkları dolaşıp, bahçenize ya da saksılara dikmek için ilave mevsimlik çiçekler alarak…

Renkli siklamenler

Hercai menekşe, siklamen, çuha çiçeği ve açelyalar, bu dönemde mucizevi işler başarıyorlar. Siz kış çiçeklerin ilkbaharda açtığını ya da ev içinde yetişeceğini zannediyorsunuz değil mi? Değil!… Önceden açtırılmış bir sürü örnek şu sıralar marketlerde satılıyor.

Açelya saksıda

Bitki seven çoğu misafir, gittikleri eve bazen saksılı bir açelya, siklamen götürürler. O gece ev içinde en güzel yere yerleştirilen bitki, en haşmetli biçimde, cayır cayır yanan kaloriferlere dayanmaya çalışırlar. Önce susuz kalır, ardından çiçekleri büzüşür, birkaç gün sonra yapraklar dökülür.

“Vah vah, ben hiç çiçek bakamıyorum, ne alsam öldürüyorum, işte yine öldü!” diye üzülmeyin. Yapacağınız tek şey, açelyanızı ya da siklameninizi evin en soğuk yerine koymak ya da balkona çıkartmak. Korkmayın, üzerine kar yağsa bile bunlara bir şey olmaz, hemen toparlarlar.

Acelya

Açelyalar ve siklamenler her zaman dışarıda durur. Balkonunuz varsa saksıları cam önüne dizebilirsiniz (çok yağmur almazlarsa uzun dönem formunu koruyabiliyorlar). Yeri, biraz gölgeli olsun. Güneş saksıdaki su kaybını hızlandırır. Ama bu da güneşten tamamen yoksun kalması anlamına gelmez. Bahçeniz varsa, açelyaları ilkbaharda yarı gölgeli bir ağaç altına dikmelisiniz (tam kök yüzeyine denk gelmesin, suyu ayarlayamayabilirsiniz.).

Açelyaların güneşe dayanıklılığını yapraklarından anlayabilirsiniz; yaprakları ne kadar küçükse, ışığa o kadar dayanıklı demektir. Rhododendron arboreum‘lar, hani şu fidanlıklarda satılan, açelya gibi çiçek açan kocaman Orman gülleri, aslında açelya yani Rhododendron (Azalea) yakın akrabasıdır, genel bakım istekleride aynıdır.

Orman gulu- Komar

Bizim Karadeniz dağları yapraklarını kışın döken (Rhododendron Luteum), ilkbaharda açan sarı-turuncu açelya türleri kaynıyor. (Daimi yeşil Orman güllerinin bizdeki doğal türü Rhodendron ponticum, bilinen yöresel isimleri, Komar, Kaful ( Vakfıkebir-Trabzon), Ağu, Kara ağu (Giresun), Zelenika (Demirköy-Kırklareli).

O zaman söküp bizim bahçelere taşıyalım derseniz bir dakika, işi o kadar da kolay sanmayın! (Çevreciler bunları söylediğime kızacaklar, biliyorum!) Kökler çok gelişmiş olabileceği için sökünce tutmaları zordur. Bolca köküyle taşımanız gerekiyor. Dikimde mutlaka kök hormonuda vermelisiniz. Simdiden uyarayım, maceraya kalkacaksanız şansınız biraz zor, demedi demeyin! Siz bence, garatili, saksılı olanlardan alın, fidanlıklarda para kazansın!…

Marketlerde bir servet fiyatına satılan, sağlık için faydalı, bir o kadar da tehlikeli Deli bal bu çiçeklerden elde ediliyor. Çiçekleri yarı zehirli, uğraşırken dikkat edin. İlkbahar bitiminde orman güllerinin çiçekleri geçince kalan çiçek tepelerini elle temizlemeniz gerekiyor, bu işlem bir sene sonraki çiçek miktarını arttırıyor.

Acelya

Toprağınız nasıl; beyaz mı, kil rengi mi, siyah mı, yapışkan mı, kışın yüzeyde su birikiyor mu? Bu soruların bir sebebi var; açelyalar asitli, yani orman toprağını severler. Mümkünse, dikerken kestane toprağı, çürümüş yapraklar ya da hazır açelya torfları kullanın. Ama toprak beyaz ve çok yapışkansa, bunları unutun, sadece iyi toprakla saksıda tutun! (Saksıda tutup, rutubetine ve güneşine dikkat ederseniz, senelerce bol bol çiçek açarlar.)

Kurak, sıcak iklimlerde, killi ve kireçli toprakta açelya, ormangülü gelişemez, sararır, büzüşür, ölür.

Çuha çiçekleri açelyalar kadar büyümese de, yer örtücü tipleri, gölgeli kış bahçelerinde mükemmel olurlar.

Cuha cicegi

Büyük renk grupları oluşturacak gibi ekilmelerinde yarar var. Yazın bahçenize cam güzeli ya da güneş begonyası dikiyorsanız, aynı yerlere çuha çiçeği ya da hercai menekşe dikebilirsiniz. Yarı gölge, tam güneş, fark etmez. Toprak biraz nemli olsun, yeter. Çiçekler havanın sıcaklığına göre iyi açıyor, en mükemmel hallerini de ilkbahara doğru sergileyebiliyorlar.

Boyları ve çiçekleri küçük olan çuha çiçeklerinin adı Primula-polyantha‘dır. Bunlar, laboratuarlarda, doğadaki yabani tipin genleriyle oynanarak üretilmişlerdir. Çok dayanıklıdırlar. Çuha çiçeği bütün kış çiçekli kalabilir, ama yazın sadece yapraklarını görürsünüz. İster söküp saksıya alın, ister bu şekilde ayırıp çoğaltın, bence toprakta kalmasında fayda vardır. Birkaç senede çim gibi toprağı kapatıp her sene daha çok çiçek açar.

Çuha çiçeklerinin bahçeye dikilebilecek uzun saplı, flamingo kılıklı bir başka türü de var. Onun adı Primula obconica.

Boylanan çuha çiçeği, Primula Obcanica

Bakım ve dikim aynı ama bu türü fazla su seviyor. Biraz balçık bir toprak bulmanızda fayda var. Toprağınız kumlu ve su tutmuyorsa, bitkiyi su tutucu torflarla dikmelisiniz, yoksa iyi gelişmez. Laboratuarlarda üretilmiş, her türlü market-fidanlıkta kolayca bulabileceğiniz çuha çiçekleri, “Primula polyantha” ya da “P. vulgaris-elatior” adlarını da taşıyor. İlkbaharda açan laleler, nergis, eğrelti otu ya da yoncalarla birlikte iyi gelişiyor. Ellenmediği zaman kalıcı yer örtüsü oluşturuyor.

Cuha cicegi

Hercai menekşelerin pek sorunu yok; dik ve unut!… Ama siklamenin birkaç sorunu var. Çiçekli dönemde bol su ve biraz çiçek açtırıcı gübre istiyor. Ama ilkbaharda başlayan dinlenme döneminde ilgilenilmemesi ve ellememesi gerekiyor. Çünkü sadece uyumak, susuz kalmak istiyor. İçiniz acısa bile bu dönemde siklameni sulamayın. Aynı özellik, kış mevsiminde sardunyalar ve kaktüsler için de geçerli. Onları’da sulamayı unutun… Dinlenmek istiyorlar… Bahara kadar!…

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Yılbaşı ağacı.

Yeni yıla girerken her türlü doğal çamın yılbaşı süsü diye evlere taşınmasına dayanamıyorum, çoğu sonuçta ölüyor…

Çam yerine plastik olanlarda gerçekçi, iyi de süsleniyorlar. Kırıldı, sulanmadı derdi yok, zaten güzel formlu bir gerçek çam hayli pahalıdır, bunlara bir kere para sayıp her sene kullanabilirsiniz.

Araştırırken bulduğum bu alternatifi size göstermek istedim. Bitki yerine çok başarılı…

Merdiven yılbaşı ağacı

Bir de son senelerde Amerikada modaymiş, ters plastik çamlarlar türedi, beğenemedim ama fikriniz olsun istedim…

Ters plastik çam

Şimdi tam zamanı, evinize yılbaşı çamı almak istiyorsanız konuyla ilgili eski iki yazımı tekrar okumanızı öneririm:

Yeni yıla girerken…

Çamımı kesme!!!

İyi seneler,

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Sonbahar güzeli, Hibiscus Mutabilis.

Seneler önce bitkilere sadece meraklı olduğum yıllarda Fenerbahçe’de bir ağaççık dikkatimi çekti. Sonbaharda açmıştı, katmerli, pembe-beyaz çiçekleri vardı.

Hibiscus mutabilis

Araştırdım ismi Hibiscus Mutabilis imiş. İstanbulda fidanlıklarda bilinmiyordu, Bodrum’da buldum, bir tanesini alıp getirdim. Akdeniz iklimini sevdiğini düşündüğüm için, poyraz rüzgarlarına kapalı, korunaklı en güneşli yere diktim.

Hibiscus mutabilis

İlk sene çiçek açtı, fakat benimki tek pembe tonlu çıktı. (Resimdeki ağacın, 10 yaşında, mimozanın baskısıyla güdük kalmış bugünkü hali, anlaşıldı, bu sene mimoza çieklerinden sonra budanacak!…)

Hibiscus mutabilis

Hibiscus mutabilis‘in Türkçesi Yol hatmisi, Ağaç gülü, Hint gülü, Yanardöner, Pamuk gülü gibi isimlerle biliniyor.
Bendeki katmerli pembe çiçekli tip dışında birçok değişikleride var. İlginizi çekerse bakın:
http://davesgarden.com/guides/pf/showimage/74748
Uzakdoğu Çin kökenli, Malvaceae ailesinden bu bitkinin aslında soğuk iklimlerde yaşayabilmesi zor. Hatmi, ya da japon güllerinden farklı iri yapraklarını kışın döküyor ama gövde don olan yerlerde etkilenebiliyor, başınıza gelirse korkmayın, bitkinizi derin budayıp tekrar sürdürebilirsiniz.

Hibiscus mutabilis

Üretilmesi basit, ilkbaharda geçen seneki sürgünlerden alacağınız çelikleri sadece toprağa daldırabilmeniz şeklinde…

Hibiscus mutabilis tohumları

Bir diğer üretim şekli tohumdan yapılıyor. Çiçeklerinden sonra oluşan tohumları, kışın uçuşmaya başladıkları zaman toplayın, ilkbahar öncesi de toprağa dikin.

Hibiscus mutabilis tohumları

Her türlü toprakta, çok su istemeden, bol güneşte açabiliyor. Porsuklarda olduğu gibi dipteki durağan suyu sevmiyor, diktiğiniz toprak mutlaka süzek olmalı.

Zamanla 5-6 metre boy, şemsiye gibi tepe yapabiliyor. Budanması gerekmiyor, şekli bozulursa, ya da soğuktan etkilenmişse budamalısınız.

Sokak kedileri’de bitkiye bayıldı, tırnaklarını yumuşak gövdesinde bileylediler, lif lif soyuldu. Meğerse bu yapısı sebebiyle yurt dışında halat yapmak için de tüketilirmiş. Çiçekler, yapraklar ilaç yapımında ve ayrıca Hindistanda kumaş, iplik boyama sanayinde kullanılırmış.

Unutmadan, bu bitkinin gövdeside zehirliymiş, budamalardan sonra lütfen elinizi yıkayın!…
Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Dikenli güzel, Madagaskar Palmiyesi.

Esma Hanım sormuş.

Murat Bey,
Benim 30cm boyunda bir madagaskar Palmiyem var. Bunun bakım ve üretimi hakkında bilgi verebilir misiniz acaba?
Eşini başka yerde bulamadım, bir gün bişey olacak diye korkuyorum. 8 yıldır çiçeklenmedi de. Ne yapmalıyım dersiniz?
Teşekkürler

Madagaskar Palmiyesi

Evet, çok ilginç bir bitki seçmişsiniz. Seneler önce açık havada Bodrumdaki bir projede bende kullanıp başarısızlıkla karşılaşmıştım. Çünkü bitki kışın en az 15 dereceye kadar dayanabiliyor. Tercihi genelde 26-28 derecelerde olmalı. Kışın ise toprağı 2-3 ay az sulanıp kuru kalmalı. Yeni sürgünler belirince normal sulamaya geçip toprak biraz rutubetli olmalıdır. Lütfen, sulama arasını kontrol edin, bol su vermeyin.

Bitkinin (aslında bir palmiye değil, bir çeşit sütleğen – Pachypodium lamerei yaprakları tepede palmiye gibi gözüktüğü için ismi palmiye olmuş) Anavatanı Madagaskar Adasında 10 metrelik örnekleri var (iç mekanlarda daha kısa oluyor).

Madagaskar Palmiyesi

Sizin sorduğunuz beyaz çiçeklerini ilkbahar ya da yaz başında en az 120 cm. boy yaptıktan sonra verebiliyormuş ( iç mekanlarda çok zor açıyormuş , üzgünüm!). Çiçekler bitkinin tepesinde açıyor, bitki uzadıkça kokulu çiçekleri görmeniz zorlaşıyormuş.
Normal şartlarda 10 senede yaklaşık 1 metre boy yapabiliyor.

Seneler önce Türkiyede ithalatla gelen iç mekan örnekleriyle bizim buralara kadar geldi. Yanlış bakım sonucu kolayca ölebilmesi, dikenli gövdesi sebebiylede pek tercih edilmedi.

Ev içinde kalorifere yakın, güneşli yada çok aydınlık bir yerde bitkinizi saklayabilirsiniz. Kuru havadan bozulmuyorlar.

Madagaskar Palmiyesi

Kaktüs toprağıyla her üç senede bir, yeni kaba almanız gerekiyor. Gübre sevmiyorlar!

Çeliklemeyle ya da tohumlarından üretilebiliyor. Bitkinin dipten sürgün vermiş yeni bir dalını aldıktan sonra kaktüslerde- sütleğenlerdeki gibi, 5-8 gün dikmeden biraz kurutup saklamalısınız. Sonra, dikim yapacağınız dalı dikenlerden temizleyip gövdeye çizikler atıp süzek toprakla dikmelisiniz.

Madagaskar Palmiyesi tohum kesesi

Tohumlarda çiçeklerden sonra oluşan salatalık kılıklı tohum keselerinde gelişiyorlar. Tamamen dökülecek kıvama gelmeden bitkiden toplamayın. İçinden çıkan beyaz kanatlı tohumlar fazla saklanamıyor, önce bir gün suda bekletip, yumuşatıp, adından da hemen dikim yapmanız gerekiyor.

Fazla sudan kök çürümesi, yaprak dökülmesi (alt yaprakların zamanla dökülmesi normal), soğuktan etkilenip kararan yapraklar ve kırılan gövdeden çıkan zehirli öz suyu sorun olabiliyor.

Evinde küçük çocuk olanlar, hayvan besleyenlere tavsiye etmiyorum, sütsü iç sıvısı, dikenleri çok tehlikeli. Anavatanında hayvanlarla mücadele için çit gibi dikiliyormuş!!!

Saygılarımla.
Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Sonbaharda siklamen ve dikilecek soğanlı bitkiler

Sonbaharda açan Siklamenlerin gösterisi başlayınca, İlkbaharda fışkıracak diğer etkileyici soğanlı bitkilerin tam dikim ve bakım zamanı geldi demektir…

Siklamen (Cyclamen) aslında tipik bir Akdeniz bitkisidir. Kışları – 4 dereceden soğuk olmayan her yerde rahatlıkla yetişebilir.

İlkbaharda, sonbaharda ve kışın açan üç değişik grup sıklamen vardır.

Siklamen

Bitki marketlerinde şu sıralar satılan C. Persicum aslında ev içinde, fazla sıcakta yaşayamaz. Fazla su sevmez. Rutubetli bir toprağı, serin ortamı olsun yeter. Mayıs ayına kadar değişik renkli çiçeklerini açmaya devam eder. Düz beyaz, pembe, mor, vişne, karışık renkli çiçekleri vardır. Yaprakları yuvarlak, kalp gibi, kimi zaman düz yeşil, kimi zaman da yeşil üzeri gri boyalı gibi olabilir.

Siz siz olun aldığınız, hediye gelen siklamenleri ev içinde tutmayın. Balkonunuzda 4 saatten fazla güneş almayan, bol ışıklı bir camın önüne yerleştirin. Aşırı soğuk, uzun süreli don yapmadıkça bitkiyi etkilemez. Sulamasına dikkat edin. Asla su verirken çiçekleri ıslatmayın. 6 santimetreye kadar büyüyebilen çiçekler, kuytu alanda üzerine dökülen sudan buruşabilir.

Tavsiye ederim, renkleri ve yaprakları kendi içinde büyük gruplarla düzenleyin. Koyu yeşil, bitkilerin önünde mermer deseni gibi boyalı yapraklı ve beyaz çiçeklisi süper duruyor.

Siklamen

Siklamenleri bahçenizde kışın yaprağını döken ağaç altlarına dikin çünkü yazın fazla güneş ve su istemiyorlar. Yaprakları, çiçekleri geçtikten sonra, seneye, Eylül-Ekim ayına kadar asla sulamayın. Soğanlar kupkuru kalsın. Sonbahara doğru tek tük yaprak çıkarmaya başlayınca sulayın. Çiçeklenme döneminde iki haftada bir potasyumlu sıvı gübre verin.

Siklamene yaban domuzları bayılırmış. Koca soğanları çıkartıp yerlermiş! Bu sebeple halk arasında yer somonu, domuz ekmeği ya da topalak isimleriyle bilinirmiş…

Tıbbi açıdan müshil ve kusturucu, barsak paraziti düşürücü gibi etkileri de varmış!…

Tarımda da soğanlar kaynatılıp, toprağa su dökülünce dipteki tüm solucanlar ortaya çıkarmış!… Miş muş…

Evet, siklamen konumuz bu kadar. Şimdi, tüm dünyadaki ılıman kuşakta yaşayan, bahçe meraklılarının en sevdiği mevsim, ilkbaharda açacak soğanlı bitkilerin dikim zamanı geldi demiştim.

Çiçek soğanları

Semt pazarları, çiçek pazarları, marketler derken; milyonlarca soğan birden ortaya çıktı.

Lütfen öncelikle bahçenizin iklimine, güneş durumuna ve özellikle toprak cinsine göre soğan alın. Türkiye’de yapılan en büyük yanlış burada. Örneğin bataklık gibi toprağa ya da karanlık ağaç altına lale dikilmez!

Mor laleler

Lale (Tulipa) demişken, Orta Asya orijinli bitki M.Ö. 5. ve 6.yy Hun sanatında, 12.yy İran ve Anadolu Selçuklu eserlerinde ve 13.yy Osmanlı eserlerinde sevilip bolca kullanıldığı bilinmektedir.

Osmanlı Lale

Padişahlığı dışında çok iyi bir bahçevan olan Fatih Sultan Mehmet de döneminde Topkapı Sarayını ve diğer sarayları bu bitki ile donatmıştır. Avrupalılar Laleyi bizden görüp, kendi topraklarına taşımıştır.

Lale

Lale

Botanistler laleden değişik türler üretip, Hollandalıların salgın hastalık gibi “Tulipmania” denilen soğanların servet fiyatına satıldığı, ekonomik çöküşe sebep olduğu 17.yy ilk bölümündeki çalkantılı dönemi yaşamışlardır. Ne ilginçtir ki Osmanlılar önceki zamanında lale soğanlarını satarken, sonraki yıllarda Hollandalılardan soğan ithal etmeye başlamış ve ekonomisi de zamanla çökmüştür!…

Lale figürlü elmas broş

Osmanlı eserlerinde soğanlı çiçek motifleri, işlemeli kumaşlarda, Kaftan desenlerinde, mücevherlerde, 16.yy İznik Çinileri’n de, minyatürlerde, Teship ve Kâtı sanatında, Edirnekari tahta süslemelerinde, Anadolu Halı ve kilimlerinde, mimari süslemelerde bolca kullanılmıştır…

Lale motifli Osmanlı kaftanı

Sümbül de (Hyacinthus orientalis) laleden sonra popüler olmuş, Osmanlı’nın son günlerine kadar bolca kullanılmıştır.
Sümbül

Neyse, biz yine konumuza dönelim. Artık soğanlar eski dönemlerdeki gibi servet fiyatına satılmıyor, dilediğiniz bitkinin bolca değişik türlerini de marketlerde bulabilirsiniz.Bulabildiğiniz soğanların paketleri üstünde ışık, su, toprak istekleri genellikle yazılı. Aklınızın dikine değil, bitkinin isteğine göre yönlenin.

Bahçede toprağa dikim mi yapacaksınız, üzerinde çim olacak mı, ilkbaharda dikilen yerde başka hangi mevsimlik çiçekler var, ne renk, ne boyda?

Yoksa saksıya dikip mi seyredeceksiniz? Kumlu, su geçirgen toprağa dikin, kışın su aymayan bir alandaysa arada bir sulayın.

Soğanlar kendi boyutlarının toprak yüzeyinden yaklaşık 2 – 3 misli dibe dikilmelidir. Saksıları bahçede kışın fazla yağmurla çürümeyecek ama su da alacak bir yere yerleştirin. İşin sırrı ne çok ne de az suda. Kararında olmalı. Toprağa dikilecekler örneğin yabani soğan allium, çiğdem, nergis, lale, sümbül, muscari, amaryllis, iris, frezya, anemon (Manisa lalesi), kardelen, ters lale (Fritillaria) ya da sıklamen olabilir.

Çiçek soğanları ve dikim aleti

İyi cins metal soğan dikicisiyle toprakta soğanın rahat yerleşebileceği kadar bir delik açın. Çıkan toprağı çekip alın. Dibe kum, biraz karışım toprakla soğanı yerleştirin. Büyüklüğünün 2 – 3 misli derine, daha fazla ya da az değil!

Üzerine aynı toprağı soğan miktarı kadar temizleyip tekrar yerleştirin. Doğal görünüm için bir avuç aynı cins soğanı havaya atın. Toprağa düştükleri yere dikin. Açtıklarında doğal gözükecekler.

Küçük soğanları bel çatalıyla açtığınız deliklere ya da bir parçasını açacağınız çim altına dikin, üzerini tekrar kapatın. İlkbahara doğru uç verse, dondan etkilense bile çiçekler çıkar; merak etmeyin. Toprak battaniye gibi soğanları korur.

Soğanların açması bitince tek tek çıkarıp bir dahaki sonbahara kadar kuru, karanlık bir yerde bekletin. Bir tek nergis, muscari, kardelen ve irisleri sökmeyin. Kendiliğinden çoğalıyorlar.

Önemli notlar:

* Bir iki ay sonra Kardelenleri yeşil yapraklıyken alıp dikebilirsiniz. İlla bu zamanlarda satılan kuru soğanlardan çoğalması gerekmez.

Kardelen

Sonbaharda Kardelen’i daha iyi açtırmak için soğan dikili bölgelere sıvı gübre verebilirsiniz.

İlkbaharda toprağı çapalarken o bölgelere dikkat, sakin oraları çapalamayın. Boyları 15 – 25 cm. arasında değişen Kardelenler, “lektin” adında bir protein üretiyormuş ve bu da yaprak bitiyle mücadelede kullanılıyormuş. Son duyduğuma göre de kanser ve kalp hastalıklarının tedavisinde Kardelen üzerinde birçok araştırma yapılıyormuş.

* İlkbaharda açacak soğanlı bitkilerin soğan boyutuna, sağlığına bakıp alın. Üzerleri hastalıklı, çürük, göçük olmasın. Elle az sıkınca içi boş gibiyse ve tepe noktası kırılmışsa bırakın, almayın. Normalden küçük soğan almanız gerekiyorsa çekinmeyin, alın ama bu sene çiçek veremez.

Tam güneşten yarı gölgeye kadar soğanlı ilkbahar çiçekleri dışarıda, bahçede yaşayabildiği gibi son dönem mimari uygulamalarda ev içinde iklim şaşırtılarak ,saksılarda da yetiştirilmektedir. Evde açtırılabilen nergisleri, laleleri, sümbüllleri, frezyaları, lilyumları, çiğdemleri çiçeğinden sonra yaprakları da yok oluncaya kadar sulamaya devam edin. Üst gövde yok olunca, bırakın kuru kalsınlar. Sonbaharda topraklarıyla dışarıya dikin ki gelişebilsinler…

Meraklısı için tıbbi not: Kurutulmuş nergis çiçekleri suda kaynatılıp müshil ve ateş düşürücü etkileri için de kullanılabiliyormuş…

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Pembe trompetler (Amaryllis Belladonna) – Milliyet Vitrin

Geçenlerde bulunduğum bir fidanlıkta başka müşterilerin konuşmalarına istemeden kulak misafiri oldum. Satıcıdan tüm kış çiçek açacak, uzun dönem dayanacak bitki istiyorlardı. Oysa döneminde kısa süreli çiçek açan pek çok tür, uzun dönem kalanlara göre daha değerli ve güzel oluyor. Örneğin benim şu aralar seyretmeye doyamadığım Amaryllis Belladonna gibi.

amaryllis

amaryllis

Bitki soğanlı bir tür zambak. Sonbahara doğru 70 cm’e kadar uzayan sap üzerinde 10 cm’lik trompet şeklinde pembe, kokulu çiçek açıyor (6 – 8 tane). Yurtdışında kesme çiçekçilerde bolca var. Bizde belki tanınmadığından pek göremiyorum. Oysa ki muhteşem. Seneler önce bitkiyi Samandıra’daki Ümit Çiçekçilik’ten, sahibesi Gülser Ayata’nın tavsiyesiyle almıştım. Eminim orası şu anda pespembe olmuştur. Tür toplamasını seviyorsanız mutlaka bahçenize alın (Tel: 0216 – 311 15 38). Amaryllis yurtdışında çıplak hanımefendi (Naked Lady) ya da Belladonna Lily diye tanınır (Türkçesini bilmiyorum). Çıplak deniliyor, çünkü çiçek açarken alt yaprakları bozulmaya, yok olmaya başlıyor. Sanki sadece çiçek sapı kalıyor.

amaryllis

Amaryllis Belladonna‘nın bakımı kolay. Yalnızca soğanları doğru yere, doğru şekilde dikin yeter. Bitki fazla su sevmez, yarı gölgeden güneşe kadar tüm ortamlarda gelişebilir. Kumlu, zayıf toprakları sever. Unutmadan belirteyim, normal soğanlı bitkiler gibi kendi soğan boyunun üç misli derine dikilmez. Soğanı kocaman. Tepesi toprağın 1 – 2 cm altına gelecek kadar yerleştirin yeter. Kışın soğuk etkilemesin, yeni çıkan sürgün yapraklar bozulmasın diye üzerini yaprak çürükleri, talaş, at gübresiyle örtebilirsiniz. (Gübreye dikkat, fazla olmasın!)

Sonbaharda yok olan yapraklar kış sonunda ilkbaharda tekrar yeryüzüne çıkar. Çiçek açana kadar yaprak seyredersiniz. Böyle durumlarda ortamı zenginleştirmek için Amaryllis ile uyumlu gelişebilecek bitkileri yan yana dikebilirsiniz. Yazın kalabilen kırmızı ateş çiçekleri, etli yapraklarıyla kaktüs türü olan Succulentler, yaz kış yeşil kalan biberiye (Rosmarin) bitkisi gibi. Tüm bitkilerden analayacağınız gibi Amaryllis fazla su sevmiyor. Çiçeklenme döneminde gelişime yardımcı olmak için biraz takviye suya ihtiyaç duyuyor o kadar. Üretimi çiçeklerden sonraki dönemde esas soğanın çıkarttığı yavrularla yapılıyor. Fazla sulanmadığı, gölgelendirilmediği takdirde sorun çıkarmıyor.

Bitkinin soğanları biraz zehirli. Haşır neşir olurken dikkat; zakkum, datura, porsuk kadar olmasa da tehlike baş gösterebiliyor. Ama sahip olmaya değer. Gülü seven dikenine katlanır!

Murat Pilevneli